23rd Mayıs 2011

Gönderi

Neler oldu?

Sizlere, bugünkü Bergama’dan İstanbul’daki evime geliş sürecimi anlatmak istedim, buyrun efendim.

Saat 09.00 - Babam beni uyandırdı, kahvaltı edip 10.00’daki arabaya yetişmek için evden çıktık.

Saat 10.00 - Arabaya bindim gayet normal bir şekilde. Biliyorum ki araba ekspres değil, yani direkt Bergama’dan İstanbul’a gitmiycek, bi ton sahil kasabasına giricek, yolcu alıcak vs. Alışkınım zaten buna, hep olan şey.

Saat 10.30 - Dikili (Bergama’ya en yakın sahil kasabası) yolcuları bekledik bu saate kadar. Bi kadın geç geldi, şöför de onunla kavga etti, beklediğimiz yolculardan 4ü gelmedi. Buradan çıktık, giderken muavin dedi ki, “Senin bileti bilg.e girmemişler, bilet var ama bilgisayarda yok.”. “Eee?” dedim, hallederiz dediler, halletiler de zaten. Ama ben diken üstünde duruyorum tabii.

Almadığımız 4 yolcu Dikili’nin uzak bi kesiminden bindiler. Onların da bizim de onların orda bineceğinden haberimiz yoktu, şans eseri yakaladılar, yan tarafımdaki koltuğa binen kadın bi ton laf yaptı.

Saat bilmem kaç - Bir ton sahil kasabasına giriyoruz, bu arada benim yanım hala boş, arada tabelalara bakıyorum, Burhaniye falan var işte vs. vs. Film izliyorum, o yüzden olan biteni pek takip edemiyorum bu sıralarda, hatta saate de bakmıyorum.

Saat 15.30 - Susurluk’ta moladayız, normalde 13.00 gibi olmamız gerekirdi orada. Diyorum ya neler olup bittiğini bilmiyorum. Bi gidip bi gelen bi televizyon var, ondan film izlemeye çabalıyordum. Moladan çıkıyoruz.

Saat 19.15 - Topçular’da feribota binicez ama deli gibi kalabalık ve maçlar başlamış durumda. Bu sırada yanıma bi yerde oturan adam iniyo, bi daha da gelmiyo. Düşünüp duruyom nereye gitti la bu adam diye.

Saat 21.10 - Feribottan anca iniyoruz. Delirmek üzereyim, ben bu saatte yatakhanede olurum diye hesaplamıştım. (ki bu en kötü ihtimaller hesabıydı, Murphy faktörünü bile katmıştım). Bu arada yolcu alıyolar otobüse erkek. Erkek yanı boş olmadığı için bir bayanı yerinden kaldırıp başka bi bayanın yanına oturtuyolar, o bayan da bayağı bi söyleniyo mecbur muyum ben vs. diye. Orada da bi uyuz oluyorum.

Saat 22.30 - Alibeyköy’deyim. Ha bu arada tel. şarjım da bitik. İniyorum otobüsten. Çıldırmış durumdayım. Bi priz bulup tel.i takıp annemi arıyorum. Artık bittim, bir an önce servise binip gitmek istiyorum (yatakhaneye). Ama daha yeni başlıyoruz… Servisler saat başı olduğu için 23.00’a kadar bekliyorum, kafamda 23.30’da Taksim’de inmek, oradan taksiyle yatakhaneye en geç 00.00’da varmak var. Tabii bu planlarımı bilen biri muhtemelen kıs kıs gülüp piçliklerine devam ediyor.

Saat 23.10 - Servis kalkıyor, rahatlıyorum. Yani yatakhaneye geç kalıcam ama, yapacak bişi yok artık. Hiçbir şeyde benim suçum yok sonuçta.

Okmeydanı: rahat, Kasımpaşa: rahat. Gel gelelim Taksim dolu, meydan kapalı. Çünkü fenerbahçe şampiyon, benim güzide taraftarım da onu kutluyor. Ben bir saatte o TRT binasının olduğu caddeyi geçemedim. Ömer Hayyam’dı sanırım caddenin ismi. Her ne boksa. Meydana geçebildiğimizde oranın kapalı olduğunu gördük. Servisin Gümüşsuyu’ndan yolcu alması gerektiği için arkadan bi yerlerden dolaşıp yolcu aldık. Bu arada ben karar verdim, Beşiktaş’ta inip eve gidicem.

Saat 00.30 - Beşiktaş’ta iniyorum, eve gidiyorum. Rahatladım. Çünkü bugün bu şekilde eve ulaşabilmem bence mucize.

Saat 01.01 - Bunları yazmayı bitirdim. Ve çıkardığım ders, 

1_ Metro Turizm’i bi daha kullanma.

2_ Mecbur kalmadıkça otobüs kullanma.